İyi akşamlar herkese,
Geçen hafta izlediğim bu filim hakkında yazmamak, filmin kalitesine saygısızlık olur diye düşünüyorum. 1993 yapımı bu filim, IRA-İngiltere ekseninde yaşananları anlatıyor gibi görünse de içerikte bir hayli mesaj vermekte... 1970'lerde Gerry Conlon Dublin'de ailesi ile yaşayan İrlandalı bir genç. Yaptığı hırsızlıklardan ötürü IRA kendisini tehdit etmektedir. En sonunda babası kendisini teyzesinin yanına Londra'ya gönderir. Tabi oraya gittiğinde de teyzesinden ziyade hippi gruplarla vakit geçirir ve her türlü pisliğe bulaşır. Tam da o sırada, terörle mücadele kapsamında güvenlik güçlerine sınırsız yetkiler veren yasalar kabul ediliyor. Çünkü üst üste olaylar yaşanıyor ve en son Guilford Pub adında bir kulüp havaya uçurulur. Bu barın en büyük özelliği askerlerin orayı kullanmasıdır. Hippilerden biri Gerry'nin İrlandalılığından ve IRA ile ilgili konuşmalarından polise bahsediyor. Akabinde Gerry ve arkadaşları ile başlayan tutuklama dalgası, Gerry'nin Dublin'deki ailesi ile devam ediyor. İşkence/baskı altında önceden hazırlanmış ifadeler imzalatılıyor ve tümü ağır suçlardan hapse mahkum ediliyor. Daha çok detayı var ama sonunda suçsuzlukları tespit ediliyor ve serbest kalıyorlar. Ancak tam 15 yıl sonra... Hem de hapishanede yaşanan ölümlerle...
Filmin içeriği oldukça iyiydi. İçerik bir kenara, yetkiyi fazlasıyla verdiğinizde insanların neler yaptığını çok net bir biçimde anlatmış. Kurumların karizmalarını kurtarmak veyahut kamu vicdanını tatmin etmek için insanların nasıl da kurban edilebileceğini gördük. Filim ayrıca gerçek hikaye üzerine kurgulanmış. Tarihin tozlu sayfaları arasına girip "Guildford Four and Maguire Seven"ı araştırırsanız, ilgili hikayeyi okuyabilirsiniz..
Kalitesiyle tezat oluşturacak şekilde hiçbir ödüle layık görülmemesi de ayrı bir komedi.. Az kalsın unutuyordum. Gerry'nin babası hapishanede öldüğünde, tüm mahkumların gazete parçalarını tutuşturup, pencereden bırakmaları sonrası oluşan görüntü gerçekten harikaydı. Hapishanenin gözyaşları olarak düşünüldüğü kanısaydım çünkü akla ilk gelen imgeleme bu. Kısacası herşey var bu filimde. Bu zamana kadar izlemediğime pişman oldum; şiddetle tavsiye ediyorum.
Not: Daha önceki filim yazılarıma binaen gelen postalarda, neden filİm yazdığımı sormuşlar. Arkadaşlar TDK'ya bakabilirsiniz... "Film" diye de kullanılıyor ancak filİm kelimesi için fazladan Oktay Sinanoğlu'ndan da referans aldım. Destek sağlam yerden yani. :) İki türlü de kullanılabiliniyor.
filim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ocak 2011 Pazar
10 Eylül 2010 Cuma
Tunnel Rats(2008)
Merhabalar,
Geçen gün izlediğim filim hakkında kısaca bilgi vereyim. Tunnel Rats, Vietnam Savaşı sırasında yerel halkın tünellerde verdiği mücadeleyi ve conilere direnişini anlatan bir filim. Çok sıradan bir filim diyebilirim. Direkt Vietnam'da başlayan olaylar, birkaç tünel sahnesiyle birlikte yine orada son buluyor. Filmin başında yeni gelen askerler gösterilirken bir iki tanesine fazla önem verildi. Bende de haliyle filmin bu kişiler üzerinden yürütüleceği hissi uyandı ki, alakası yokmuş. :) Verildiği önemle kaldılar. :D
Filmin tek güzel yeri tünel sahneleri. Yaratıcı ve hoş olmuş. Tüneldeki yaşam/ölüm/tuzaklar... Hepsi iyi tasarlanmıştı. Ama sadece bu kadar maalesef... Filmin bitişi de tıpkı başlangıcı gibi saçma ve basit idi.
Belki kazananı olmayan bir savaş filmi diyerek kendimizi avutabiliriz. Hatta "vay be, coniler övülmemiş bu sefer" diyerek de kendimizi kandırabiliriz ama zaten bu savaşı gerçekte conilerin kaybettiğini düşünecek olur isek, filmin pek de tarafsız kaldığını söyleyemeyiz bence.
Uzun lafın kısası, tünel sahnelerini görün ve kapatın. :D
Görüşmek üzere..
Geçen gün izlediğim filim hakkında kısaca bilgi vereyim. Tunnel Rats, Vietnam Savaşı sırasında yerel halkın tünellerde verdiği mücadeleyi ve conilere direnişini anlatan bir filim. Çok sıradan bir filim diyebilirim. Direkt Vietnam'da başlayan olaylar, birkaç tünel sahnesiyle birlikte yine orada son buluyor. Filmin başında yeni gelen askerler gösterilirken bir iki tanesine fazla önem verildi. Bende de haliyle filmin bu kişiler üzerinden yürütüleceği hissi uyandı ki, alakası yokmuş. :) Verildiği önemle kaldılar. :D
Filmin tek güzel yeri tünel sahneleri. Yaratıcı ve hoş olmuş. Tüneldeki yaşam/ölüm/tuzaklar... Hepsi iyi tasarlanmıştı. Ama sadece bu kadar maalesef... Filmin bitişi de tıpkı başlangıcı gibi saçma ve basit idi.
Belki kazananı olmayan bir savaş filmi diyerek kendimizi avutabiliriz. Hatta "vay be, coniler övülmemiş bu sefer" diyerek de kendimizi kandırabiliriz ama zaten bu savaşı gerçekte conilerin kaybettiğini düşünecek olur isek, filmin pek de tarafsız kaldığını söyleyemeyiz bence.
Uzun lafın kısası, tünel sahnelerini görün ve kapatın. :D
Görüşmek üzere..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)