Geçtiğimiz haftalarda öğrendiğim bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. "Türk; Öğün, Çalış, Güven!"
Bu sözü bilmeyeniiz yoktur sanırım. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vecizelerinden sadece bir tanesidir. Ama yazımı tam bir muaamma idi.
Eskiden her yerde "öğün" şeklinde görürken, zamanla "övün" diye okuduk. Çoğu yerde "övün" yazmakta artık. Türk Dil Kurumu, ö ve ü harfleri arasında kalan ğ harfinin, v harfine kayması şeklinde bir kural koymuş.
Eskiden "döğüş" derken, şimdilerde "dövüş" denmesi gibi. Bu örneği neden verdim, çünkü bazıları öğün kelimesinin yemek ile ilgili olmasından mütevellit değiştirildiğinden bahsediyor, alakası bile yok. :)
Yani işin doğrusu "öğün" şeklinde. TDK konuşma diline yerleşmiş bazı kelimeleri yazı dilinde de kabul etmiş görünüyor ki çok yanlış bir hareket olmuş.
Ayrıca koydukları kuralın tutmadığı örnekler de mevcut. "Söğüş" kelimesi örneğin. Bu kurala göre söVüş olmalıydı ama olmamış. Veyahut "söğüt" örneği...
Uzun lafın kısası, Türk; Öğün, Çalış, Güven!
Yazımda katılmadığınız veya yanlış olduğunu düşündüğünüz noktalar varsa iletebilirsiniz. Aksi ispatlanırsa da yazıyı hemen değiştirebilirim.
Görüşmek üzere...
TDK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TDK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ocak 2012 Pazar
23 Ocak 2011 Pazar
In The Name of Father (1993)
İyi akşamlar herkese,
Geçen hafta izlediğim bu filim hakkında yazmamak, filmin kalitesine saygısızlık olur diye düşünüyorum. 1993 yapımı bu filim, IRA-İngiltere ekseninde yaşananları anlatıyor gibi görünse de içerikte bir hayli mesaj vermekte... 1970'lerde Gerry Conlon Dublin'de ailesi ile yaşayan İrlandalı bir genç. Yaptığı hırsızlıklardan ötürü IRA kendisini tehdit etmektedir. En sonunda babası kendisini teyzesinin yanına Londra'ya gönderir. Tabi oraya gittiğinde de teyzesinden ziyade hippi gruplarla vakit geçirir ve her türlü pisliğe bulaşır. Tam da o sırada, terörle mücadele kapsamında güvenlik güçlerine sınırsız yetkiler veren yasalar kabul ediliyor. Çünkü üst üste olaylar yaşanıyor ve en son Guilford Pub adında bir kulüp havaya uçurulur. Bu barın en büyük özelliği askerlerin orayı kullanmasıdır. Hippilerden biri Gerry'nin İrlandalılığından ve IRA ile ilgili konuşmalarından polise bahsediyor. Akabinde Gerry ve arkadaşları ile başlayan tutuklama dalgası, Gerry'nin Dublin'deki ailesi ile devam ediyor. İşkence/baskı altında önceden hazırlanmış ifadeler imzalatılıyor ve tümü ağır suçlardan hapse mahkum ediliyor. Daha çok detayı var ama sonunda suçsuzlukları tespit ediliyor ve serbest kalıyorlar. Ancak tam 15 yıl sonra... Hem de hapishanede yaşanan ölümlerle...
Filmin içeriği oldukça iyiydi. İçerik bir kenara, yetkiyi fazlasıyla verdiğinizde insanların neler yaptığını çok net bir biçimde anlatmış. Kurumların karizmalarını kurtarmak veyahut kamu vicdanını tatmin etmek için insanların nasıl da kurban edilebileceğini gördük. Filim ayrıca gerçek hikaye üzerine kurgulanmış. Tarihin tozlu sayfaları arasına girip "Guildford Four and Maguire Seven"ı araştırırsanız, ilgili hikayeyi okuyabilirsiniz..
Kalitesiyle tezat oluşturacak şekilde hiçbir ödüle layık görülmemesi de ayrı bir komedi.. Az kalsın unutuyordum. Gerry'nin babası hapishanede öldüğünde, tüm mahkumların gazete parçalarını tutuşturup, pencereden bırakmaları sonrası oluşan görüntü gerçekten harikaydı. Hapishanenin gözyaşları olarak düşünüldüğü kanısaydım çünkü akla ilk gelen imgeleme bu. Kısacası herşey var bu filimde. Bu zamana kadar izlemediğime pişman oldum; şiddetle tavsiye ediyorum.
Not: Daha önceki filim yazılarıma binaen gelen postalarda, neden filİm yazdığımı sormuşlar. Arkadaşlar TDK'ya bakabilirsiniz... "Film" diye de kullanılıyor ancak filİm kelimesi için fazladan Oktay Sinanoğlu'ndan da referans aldım. Destek sağlam yerden yani. :) İki türlü de kullanılabiliniyor.
Geçen hafta izlediğim bu filim hakkında yazmamak, filmin kalitesine saygısızlık olur diye düşünüyorum. 1993 yapımı bu filim, IRA-İngiltere ekseninde yaşananları anlatıyor gibi görünse de içerikte bir hayli mesaj vermekte... 1970'lerde Gerry Conlon Dublin'de ailesi ile yaşayan İrlandalı bir genç. Yaptığı hırsızlıklardan ötürü IRA kendisini tehdit etmektedir. En sonunda babası kendisini teyzesinin yanına Londra'ya gönderir. Tabi oraya gittiğinde de teyzesinden ziyade hippi gruplarla vakit geçirir ve her türlü pisliğe bulaşır. Tam da o sırada, terörle mücadele kapsamında güvenlik güçlerine sınırsız yetkiler veren yasalar kabul ediliyor. Çünkü üst üste olaylar yaşanıyor ve en son Guilford Pub adında bir kulüp havaya uçurulur. Bu barın en büyük özelliği askerlerin orayı kullanmasıdır. Hippilerden biri Gerry'nin İrlandalılığından ve IRA ile ilgili konuşmalarından polise bahsediyor. Akabinde Gerry ve arkadaşları ile başlayan tutuklama dalgası, Gerry'nin Dublin'deki ailesi ile devam ediyor. İşkence/baskı altında önceden hazırlanmış ifadeler imzalatılıyor ve tümü ağır suçlardan hapse mahkum ediliyor. Daha çok detayı var ama sonunda suçsuzlukları tespit ediliyor ve serbest kalıyorlar. Ancak tam 15 yıl sonra... Hem de hapishanede yaşanan ölümlerle...
Filmin içeriği oldukça iyiydi. İçerik bir kenara, yetkiyi fazlasıyla verdiğinizde insanların neler yaptığını çok net bir biçimde anlatmış. Kurumların karizmalarını kurtarmak veyahut kamu vicdanını tatmin etmek için insanların nasıl da kurban edilebileceğini gördük. Filim ayrıca gerçek hikaye üzerine kurgulanmış. Tarihin tozlu sayfaları arasına girip "Guildford Four and Maguire Seven"ı araştırırsanız, ilgili hikayeyi okuyabilirsiniz..
Kalitesiyle tezat oluşturacak şekilde hiçbir ödüle layık görülmemesi de ayrı bir komedi.. Az kalsın unutuyordum. Gerry'nin babası hapishanede öldüğünde, tüm mahkumların gazete parçalarını tutuşturup, pencereden bırakmaları sonrası oluşan görüntü gerçekten harikaydı. Hapishanenin gözyaşları olarak düşünüldüğü kanısaydım çünkü akla ilk gelen imgeleme bu. Kısacası herşey var bu filimde. Bu zamana kadar izlemediğime pişman oldum; şiddetle tavsiye ediyorum.
Not: Daha önceki filim yazılarıma binaen gelen postalarda, neden filİm yazdığımı sormuşlar. Arkadaşlar TDK'ya bakabilirsiniz... "Film" diye de kullanılıyor ancak filİm kelimesi için fazladan Oktay Sinanoğlu'ndan da referans aldım. Destek sağlam yerden yani. :) İki türlü de kullanılabiliniyor.
18 Aralık 2010 Cumartesi
Dilini Eşek Arısı Sevsin..
Oğuz Haksever, CHP Kurultayından aktarıyor:"(..)Yeni listeye tepkiler var. Olumlu tepkiler bunlar..."
Tepki kelimesi, "tep"mek kökünden türemiştir ve olumsuz anlamdadır. Tepmenin olumlusu olmuyor yani. Detaylı bilgi için bkz. TDK
Tepki kelimesi, "tep"mek kökünden türemiştir ve olumsuz anlamdadır. Tepmenin olumlusu olmuyor yani. Detaylı bilgi için bkz. TDK
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
