Kaç zamandır bu adamı yazacağım ama fırsatım olmadı. Adam bildiğin kasap kardeşim. Bu akşam neler yapacak bilemiyorum ama geçen Antep maçında bir hareketi var ki, insan olanın içi cız eder. Buyrun bağlantısı: http://www.youtube.com/watch?v=r3torai5-ak&feature=related
Kaç hafta Beşiktaşımızın golleri verilmedi, penaltısı verilmedi, saçma kırmızı kartlar gördü. Şansal Büyüka adındaki şahıs hepsinde şöyle diyordu:"Hakemler de insan. Normal bunlar, futbol böyle bir oyun".
Son fener maçından sonra Şansal'ın yorumu:"feneri doğradılar, fener hakemi de yendi". İşte üstteki bağlantıdaki pozisyonun neden cezasız kaldığını bu iki farklı beyanattan anlıyoruz. Renk farklı olunca bakın yayıncı kuruluşun en popüler ismi nasıl da lafı çeviriyor. Tarafsızlığı ilke edinemediği sürece de her statta tepki görmeye devam eder. O yüzden seneye Forlan'ı falan almaya gerek yok. Bu düzene karşı gelmedikten sonra, hiçbir halt olmaz.
Sonra görüşürüz.
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mayıs 2011 Pazar
19 Kasım 2010 Cuma
Es ist Zeit für Rache!
Selam arkadaşlar,
Başlığın yazıyla alakası yoktur, Cartman aklıma geldi birden, nostalji yaptım sadece. :) Hep ciddi kayıtlar girmişim farkında olmadan bu aralar. :) O yüzden şöyle güzel bir iki haberi barındıran kısa bir kayıt da girmiş olayım.
İlk bombayı NBA TV'den aldık. Beşiktaşımızın bazı basketbol maçları NBA TV'den, banttan da olsa, gösterilecekmiş. Hem de Webber'in yorumlarıyla... Iverson transferi ile amacımıza şimdiden fazlasıyla ulaşmış olduk böylece.
Yine basketboldan gideceğim. Geçenlerde fenerin Siena maçına gittim, Sinan Erdem'e. Kadro kalitesinin altında oynamaya devam etseler de, isabetli üçlüklerle sonuca gittiler. Maalesef. :) Maç sonu yolda Final Four'un hangi şehirde oynandığını sordular birbirlerine. :D Başta İbrahim olmak üzere, bu fenerliler olmasa nasıl zaman geçerdi, komiksiniz yaa. :) Cholet zaten gereken cevabı verdi. :D
Az önce Reservoir Dogs(1992)'u izledim. Daha önceki skandal Tarantino filminden sonra, kendisine bir şans daha verdim. :) Şöyle anlatayım, oyuncular iyi oynamış... Bazı muhabbetler, ki ilk masa başında geçen konuşmaları hatırlayın, gayet güzeldi. Ama salt kan dökme üzerine kurulmuş basit bir filim. Daha önce Inglorious Basterds hakkında da bir yazı yazmış ve benzer şeylerden bahsetmiştim. Demek ki Tarantino'nun tarzı bu. Ve yine demek ki bu adamın filimleri cidden bana göre değil. :) Yalnız nasıl bir anlam yükledilerse, IMDB'de adamın filmi hala Top 250'de geçiyor. :) Hayır bu filmi bu kadar beğendilerse, bizim Kurtlar Vadisi dizisinin bir bölümünü izletsek bunlara, bunların mantığına göre, herhalde 1nci sıradan inmez. :) İçeriği tartışılsa da hem konusu var, hem de bol bol kan var. :)
Siz bu satırları okurken, ben Kardinal Wolsey'in intihar sahnesini izliyor olacağım. Allah'ın Tarantino'su, madem sırf şiddet seviyorsun, şu filmden örnek alsaydın yaa. :D O kadar iyi bir intihar sahnesi yapmış ki adamlar, tüm filim boyunca sövdüğüm adam için, "özünde iyi biriydi aslında yeeaaa" falan demeye başladım. Neyse bitiyor bu filim, sonra yazarım ben yine. :)
Başlığın yazıyla alakası yoktur, Cartman aklıma geldi birden, nostalji yaptım sadece. :) Hep ciddi kayıtlar girmişim farkında olmadan bu aralar. :) O yüzden şöyle güzel bir iki haberi barındıran kısa bir kayıt da girmiş olayım.
İlk bombayı NBA TV'den aldık. Beşiktaşımızın bazı basketbol maçları NBA TV'den, banttan da olsa, gösterilecekmiş. Hem de Webber'in yorumlarıyla... Iverson transferi ile amacımıza şimdiden fazlasıyla ulaşmış olduk böylece.
Yine basketboldan gideceğim. Geçenlerde fenerin Siena maçına gittim, Sinan Erdem'e. Kadro kalitesinin altında oynamaya devam etseler de, isabetli üçlüklerle sonuca gittiler. Maalesef. :) Maç sonu yolda Final Four'un hangi şehirde oynandığını sordular birbirlerine. :D Başta İbrahim olmak üzere, bu fenerliler olmasa nasıl zaman geçerdi, komiksiniz yaa. :) Cholet zaten gereken cevabı verdi. :D
Az önce Reservoir Dogs(1992)'u izledim. Daha önceki skandal Tarantino filminden sonra, kendisine bir şans daha verdim. :) Şöyle anlatayım, oyuncular iyi oynamış... Bazı muhabbetler, ki ilk masa başında geçen konuşmaları hatırlayın, gayet güzeldi. Ama salt kan dökme üzerine kurulmuş basit bir filim. Daha önce Inglorious Basterds hakkında da bir yazı yazmış ve benzer şeylerden bahsetmiştim. Demek ki Tarantino'nun tarzı bu. Ve yine demek ki bu adamın filimleri cidden bana göre değil. :) Yalnız nasıl bir anlam yükledilerse, IMDB'de adamın filmi hala Top 250'de geçiyor. :) Hayır bu filmi bu kadar beğendilerse, bizim Kurtlar Vadisi dizisinin bir bölümünü izletsek bunlara, bunların mantığına göre, herhalde 1nci sıradan inmez. :) İçeriği tartışılsa da hem konusu var, hem de bol bol kan var. :)
Siz bu satırları okurken, ben Kardinal Wolsey'in intihar sahnesini izliyor olacağım. Allah'ın Tarantino'su, madem sırf şiddet seviyorsun, şu filmden örnek alsaydın yaa. :D O kadar iyi bir intihar sahnesi yapmış ki adamlar, tüm filim boyunca sövdüğüm adam için, "özünde iyi biriydi aslında yeeaaa" falan demeye başladım. Neyse bitiyor bu filim, sonra yazarım ben yine. :)
Etiketler:
1992,
Allen Iverson,
Cholet,
eric cartman,
fenerbahçe,
imdb,
Kardinal Wolsey,
Montepaschi Siena,
NBA TV,
Quentin Tarantino,
Reservoir Dogs,
Sinan Erdem,
Thomas Wolsey,
Tudors
16 Şubat 2010 Salı
Efes Maçı
Geçen Pazar, Beşiktaşımızın maçı İstanbul'da olmadığından, Efes Pilsen'in maçına gittim. Maç da Fener'leydi. :) Bilet fiyatları komedi: Efes tarafından girenler 20 TL ödüyor, Fener tarafından girenler 5 TL. Çok akıllı olduğum söylenemez ama TBL içinde desteklemediğim(EuroLeague'de sonuna kadar destek) bir takım için enayi durumuna düşmek istemedim. :) Fener tarafından girdim maça. Değişik bir duygu tabi. :D Fener tribünlerinden maç önceside, sırasında birçok resim çektim. Bir iki tanesini paylaşacağım burdan. Yalnız millet maç başabaş duruma gelince hafiften takıldı benim flaşlara. :D Sürekli Efes'i çektim neredeyse. :D Arada, ayıp olmasın diye, feneri de aldım kareye. :D
Maç yazısı yazmayacağım ama skor aldatmasın kimseyi. Efes en ölü durumunda bile yenecek duruma getirdi maçı. Fener 3lük attı sürekli. Efes fazla mücadele etmedi(3 gün önceki İsrail deplasmanı yorgunluğu da var tabi) ve de çok kötü yüzdeyle oynadı dış atışlarda.
Buyrun bunlar da kareler:
Ergin Ataman molasında Igor'a bakın hele. :)

Hava atışı esnasında..

Efesliler..

Maç öncesi Mirsad-Rakocevic..

Yine adamım Rakocevic. :)
Maç yazısı yazmayacağım ama skor aldatmasın kimseyi. Efes en ölü durumunda bile yenecek duruma getirdi maçı. Fener 3lük attı sürekli. Efes fazla mücadele etmedi(3 gün önceki İsrail deplasmanı yorgunluğu da var tabi) ve de çok kötü yüzdeyle oynadı dış atışlarda.
Buyrun bunlar da kareler:
Ergin Ataman molasında Igor'a bakın hele. :)
Hava atışı esnasında..
Efesliler..
Maç öncesi Mirsad-Rakocevic..
Yine adamım Rakocevic. :)
8 Ocak 2010 Cuma
TBF & EuroLeague
İyi akşamlar herkese. Yeni yılın ilk yazısını an itibarıyla yazmaya başladım. :) Öncelikle yeni yılın herkesin dilediği gibi geçmesini temenni ederim. Bu yılın ilk yazısı basketbolla ilgili olacak. Ancak bir aksilik olmazsa yarın 2-3 tane teknik yazı yazacağım.
Efendim malumunuz Beşiktaşımız amatör şubelerde çok da iyi değil genel olarak. Mevcut yönetime olan antipatim de had safhada olduğundan takımımı yazmayacağım. Malum Cemal-Tufan Olayı ve EuroLeague maçları hakkında birkaç satır yazacağım.
Bildiğiniz üzere Tufan görünümlü Cemal, doğan görünümlü şahin misali gs maçlarında forma giydi. Bunun cezası basketbol kurallarına göre KÜME DÜŞÜRMEKtir. Ama ne oldu? Gs'ye -5 puan verildi, oynadığı maçlar da 20-0 sayıldı. Tufan ve Cemal ceza aldı vs vs. Açıkça söylemek gerekirse, federasyonun yüreği Galatasarayı küme düşürmeye yetmedi. Zaten Tanjevic-Mahmut Uslu-Turgay Demirel-Fener çemberindeki şaibelerden dolayı sevmem bu federasyonu. Bu da iyice tuz biber ekti. Kurallara uyulmadığı için de geçenlerde -5 puanlık ceza da kaldırıldı sessiz sedasız. Halbuki ceza verilince federasyon gövde gösterisi yapmıştı. İşin bir başka boyutunu da Anıl Aksaç(salsa) sitesinde yazmıştı çok önceden. Bu olaylardan sonra Nur Gencer genel menajer oldu gs'de. Nur Gencer ile federasyonun arası eski meselelerden ötürü bir hayli bozuk. Federasyona tavır alındı bir nevi. Daha sonra, kısa sürede Nur Gencer istifaya zorlandı. Peşinden de federasyondan bu jeste karşılık geldi, puanlar iade edildi. Sözün bittiği yer. Düşünüyorum da, aynısını biz yapsak neler olurdu neler.. Allah muhafaza, ligden düşürmeyi bırakın, Türklüğümüzü sorgularlardı. Buradan çıkarılacak sonuç: Newley sakatken, bir Amerikalıyı oynatabiliriz yerine. Nasılsa cezası yok gibi birşey..
Gelelim EuroLeague maçlarımıza. Fener kendi rekorunu geliştirdi yanlış bilmiyorsam. Euroleague'de en fazla farkı yediler sanırım(43 sayı). Siena da acımadı be kardeşim. :) İnsan bir nefes alır, adamların gözü dönmüştü. :) Tanjevic gibi bir çalıştırıcıları varken fenerden bir halt olmaz. :D Tek başına Gricek, Beşiktaşımızın basketbol şubesinin değerinden fazla. :) Samimi olmak gerekirse, fenere acımıyorum ama bir yandan da bir Türk takımının Avrupa'da bu kadar fark yemesine de üzülüyorum. Muhtemelen kontrat bittiğinde feneri almazlar. Yüksek ihtimal Türk Telekom gidecektir EuroLeague'e.
Efes de ayrı bir alem. Tıpkı fener gibi, tarihinin en maliyetli takımını kurdular. Takım yıldızdan geçilmiyor ama kötü oynuyorlar. Ergin Hocanın hataları da yok değil. 4 kısa oynatacağım diye pota altı savunmasını oldukça yumuşatıyor. Adamım Nachbar'ı aldılar, zorla 4 nuarada oynatıyorlar. Zaten ülkesinin basın yayın organlarından birine konuşmuş, mutsuzmuş. Real'e de gönderilmedi diye de sitemkar.. Neyse lafı uzatmayayım, bu kadroya Murat Didin yakışır. Emin olun, 2 gömlek üstün bir takım izleriz. En azından Ergin Ataman gibi oyuncularına küsüp, yerinde oturmaz..
Yarın görüşürüz..
Efendim malumunuz Beşiktaşımız amatör şubelerde çok da iyi değil genel olarak. Mevcut yönetime olan antipatim de had safhada olduğundan takımımı yazmayacağım. Malum Cemal-Tufan Olayı ve EuroLeague maçları hakkında birkaç satır yazacağım.
Bildiğiniz üzere Tufan görünümlü Cemal, doğan görünümlü şahin misali gs maçlarında forma giydi. Bunun cezası basketbol kurallarına göre KÜME DÜŞÜRMEKtir. Ama ne oldu? Gs'ye -5 puan verildi, oynadığı maçlar da 20-0 sayıldı. Tufan ve Cemal ceza aldı vs vs. Açıkça söylemek gerekirse, federasyonun yüreği Galatasarayı küme düşürmeye yetmedi. Zaten Tanjevic-Mahmut Uslu-Turgay Demirel-Fener çemberindeki şaibelerden dolayı sevmem bu federasyonu. Bu da iyice tuz biber ekti. Kurallara uyulmadığı için de geçenlerde -5 puanlık ceza da kaldırıldı sessiz sedasız. Halbuki ceza verilince federasyon gövde gösterisi yapmıştı. İşin bir başka boyutunu da Anıl Aksaç(salsa) sitesinde yazmıştı çok önceden. Bu olaylardan sonra Nur Gencer genel menajer oldu gs'de. Nur Gencer ile federasyonun arası eski meselelerden ötürü bir hayli bozuk. Federasyona tavır alındı bir nevi. Daha sonra, kısa sürede Nur Gencer istifaya zorlandı. Peşinden de federasyondan bu jeste karşılık geldi, puanlar iade edildi. Sözün bittiği yer. Düşünüyorum da, aynısını biz yapsak neler olurdu neler.. Allah muhafaza, ligden düşürmeyi bırakın, Türklüğümüzü sorgularlardı. Buradan çıkarılacak sonuç: Newley sakatken, bir Amerikalıyı oynatabiliriz yerine. Nasılsa cezası yok gibi birşey..
Gelelim EuroLeague maçlarımıza. Fener kendi rekorunu geliştirdi yanlış bilmiyorsam. Euroleague'de en fazla farkı yediler sanırım(43 sayı). Siena da acımadı be kardeşim. :) İnsan bir nefes alır, adamların gözü dönmüştü. :) Tanjevic gibi bir çalıştırıcıları varken fenerden bir halt olmaz. :D Tek başına Gricek, Beşiktaşımızın basketbol şubesinin değerinden fazla. :) Samimi olmak gerekirse, fenere acımıyorum ama bir yandan da bir Türk takımının Avrupa'da bu kadar fark yemesine de üzülüyorum. Muhtemelen kontrat bittiğinde feneri almazlar. Yüksek ihtimal Türk Telekom gidecektir EuroLeague'e.
Efes de ayrı bir alem. Tıpkı fener gibi, tarihinin en maliyetli takımını kurdular. Takım yıldızdan geçilmiyor ama kötü oynuyorlar. Ergin Hocanın hataları da yok değil. 4 kısa oynatacağım diye pota altı savunmasını oldukça yumuşatıyor. Adamım Nachbar'ı aldılar, zorla 4 nuarada oynatıyorlar. Zaten ülkesinin basın yayın organlarından birine konuşmuş, mutsuzmuş. Real'e de gönderilmedi diye de sitemkar.. Neyse lafı uzatmayayım, bu kadroya Murat Didin yakışır. Emin olun, 2 gömlek üstün bir takım izleriz. En azından Ergin Ataman gibi oyuncularına küsüp, yerinde oturmaz..
Yarın görüşürüz..
31 Ekim 2009 Cumartesi
Mersin BŞB - Beşiktaşımız
Selam arkadaşlar. Az sonra başlayacak basketbol maçı hakkında kısa bir değerlendirme yapayım dedim, boş duracağıma. :)
Ancak ona geçmeden önce, süper bir haber vereyim. :D Fb ÜLKER'in yıldız oyuncusu Solomon kadro dışı bırakılmış. Bu sezon zaten kötüydü kabul ama kadro dışı bırakılmasında Tanjevic'in kaprislerinin ve tavırlarının etkisi olduğunu düşünmeden edemeyeceğim. Öyle bir kadroyla, böyle bir oyun oynamaları komik. :)
Diğer olay ise Kerem Gönlüm'e verilen ceza. Ben takip edebildiğim dönem boyunca şundan eminim ki, Kerem öyle doping vs kullanacak bir adam değil. Buna ihtiyacı yok zaten.Efes biraz daha dikkatli olmalı ve oyuncusunu sahiplenmeli. Çünkü böyle bir olayı, ki kasıt dışı alınmış bir madde söz konusu, fenerbahçe gibi bir camianın sulandırması çok çirkin. Sanki Kerem o maddeyi almasa, kupaları fener alacak gibi konuşuyorlar. :) Fener önce antrenör sorununu çözmeli, Tanjevic böyle güçlü bir kadroyu resmen eritiyor. Giricek gibi bir adamı, iyi oynadığı halde, nasıl oynatmaz bu adam? Acaba Demirören ajan mı soktu oraya kendisini. :P :D
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür derler; az kalsın ana konuyu unutup, yazımı sonlandırıyordum. :D Bugün Mersin kötü gidişe dur demek isteyecek. Zor bir fikstürle, lige çok kötü başladılar. Buna karşın biz de çok iyi başladık. Ancak hafta arası 2 önemli olay gerçekleşti. Birincisi Mersin eski Efesli Nikolic'i aldı. Orta mesafe şutları iyi olan bir uzun. Fletcher ile tutmamız gerekiyor onu. Cevher'e biraz ters gelebilir. Bazen içeride onunla adam tuttuğumuza şahit oldum. Baxter da hantal görüntüsüyle, bu role soyunamaz şu aşamada... İkinci önemli olay, Engin Atsür'ün talihiz sakatlığı. 1.5-2 ay gibi bir süre olmayacak galiba. İçeride de, hep söylerim, kalın bir pivot oyuncuya ihtiyacımız var...
Çok zor bir maç bizleri bekliyor. Maçı erken koparamazsak, çok zor anlar yaşarız. Richard Frahm ve Dominic James gibi iki skora yönelik oyuncusu var Mersin'in. Bu adamları da bir şekilde kilitlemeliyiz. Ayrıca Nikolic'in gölgesine kalmasın, oynuyorsa şayet Asım Pars da sağlam bir oyuncu. Özellikle ne kadar iyi asistler yaptığını unutmayalım.
Maç birazdan başlıyor. Chatman-Newley ikilisinin yine standart üstü olduğu; Kevin-Baxter ikilisinin de baskın çıktığı bir maç diliyorum... Kaptan Haluk'a zaten diyecek bir şey yok. ;)
Görüşürüz birazdan...
Ancak ona geçmeden önce, süper bir haber vereyim. :D Fb ÜLKER'in yıldız oyuncusu Solomon kadro dışı bırakılmış. Bu sezon zaten kötüydü kabul ama kadro dışı bırakılmasında Tanjevic'in kaprislerinin ve tavırlarının etkisi olduğunu düşünmeden edemeyeceğim. Öyle bir kadroyla, böyle bir oyun oynamaları komik. :)
Diğer olay ise Kerem Gönlüm'e verilen ceza. Ben takip edebildiğim dönem boyunca şundan eminim ki, Kerem öyle doping vs kullanacak bir adam değil. Buna ihtiyacı yok zaten.Efes biraz daha dikkatli olmalı ve oyuncusunu sahiplenmeli. Çünkü böyle bir olayı, ki kasıt dışı alınmış bir madde söz konusu, fenerbahçe gibi bir camianın sulandırması çok çirkin. Sanki Kerem o maddeyi almasa, kupaları fener alacak gibi konuşuyorlar. :) Fener önce antrenör sorununu çözmeli, Tanjevic böyle güçlü bir kadroyu resmen eritiyor. Giricek gibi bir adamı, iyi oynadığı halde, nasıl oynatmaz bu adam? Acaba Demirören ajan mı soktu oraya kendisini. :P :D
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür derler; az kalsın ana konuyu unutup, yazımı sonlandırıyordum. :D Bugün Mersin kötü gidişe dur demek isteyecek. Zor bir fikstürle, lige çok kötü başladılar. Buna karşın biz de çok iyi başladık. Ancak hafta arası 2 önemli olay gerçekleşti. Birincisi Mersin eski Efesli Nikolic'i aldı. Orta mesafe şutları iyi olan bir uzun. Fletcher ile tutmamız gerekiyor onu. Cevher'e biraz ters gelebilir. Bazen içeride onunla adam tuttuğumuza şahit oldum. Baxter da hantal görüntüsüyle, bu role soyunamaz şu aşamada... İkinci önemli olay, Engin Atsür'ün talihiz sakatlığı. 1.5-2 ay gibi bir süre olmayacak galiba. İçeride de, hep söylerim, kalın bir pivot oyuncuya ihtiyacımız var...
Çok zor bir maç bizleri bekliyor. Maçı erken koparamazsak, çok zor anlar yaşarız. Richard Frahm ve Dominic James gibi iki skora yönelik oyuncusu var Mersin'in. Bu adamları da bir şekilde kilitlemeliyiz. Ayrıca Nikolic'in gölgesine kalmasın, oynuyorsa şayet Asım Pars da sağlam bir oyuncu. Özellikle ne kadar iyi asistler yaptığını unutmayalım.
Maç birazdan başlıyor. Chatman-Newley ikilisinin yine standart üstü olduğu; Kevin-Baxter ikilisinin de baskın çıktığı bir maç diliyorum... Kaptan Haluk'a zaten diyecek bir şey yok. ;)
Görüşürüz birazdan...
Etiketler:
Asım Pars,
Beşiktaş,
Brad Newley,
Cevher Özer,
Dominic James,
Efes Pilsen,
Engin Atsür,
fenerbahçe,
Goran Nikolic,
Kerem Gönlüm,
Kevin Fletcher,
Mersin BŞB,
Mire Chatman,
Richard Frahm,
Solomon
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)